22 Eylül 2012 Cumartesi

BİREYSEL BAŞVURU YÜRÜRLÜĞE GİRİYOR


Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun bireysel başvuruya ilişkin 45-51. maddeleri yarın yürürlüğe giriyor. Anayasa Mahkemesi' ne temel hak ve özgürlükler kapsamında bireysel başvuru hakkını içeren istisnai kanun yolunu  düzenleyen bu hükümleri ve konuyla ilgili diğer sorunları açıklayan, Dr. Hüseyin Ekinci ve Dr. Musa Sağlam' ın hazırladıkları '66 Soruda Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru' isimli kitapçık da yakın zamanda yayımlandı. Kitapçıkta bireysel başvuruyla ilgili soru işaretlerini büyük oranda giderici açıklamalar bulunuyor. Dosyanın PDF formatına http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/66_Soru.pdf linkinden ulaşılabilir.Biz de belli başlı konularla ilgili bölümleri özet şekilde derlemeye çalıştık:





ÜLKEMİZDE BİREYSEL BAŞVURU KURUMUNA NEDEN İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR?

Bireysel başvuru kurumunun kabul edilmesindeki en önemli amaç, temel hak ihlallerinin iç hukukta ortadan kaldırılması ve buna bağlı olarak ülkemiz aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruların sayısının azaltılmasıdır.
Dolayısıyla Avrupa Konseyi kurumları açısından esas olan taraf devletlerin iç hukuklarında insan hakları ihlallerini giderici mekanizmaları oluşturmalarıdır. Anayasa Mahkemesine tanınan bireysel başvuru, kuşkusuz bu mekanizmalardan en önemlisidir.

BİREYSEL BAŞVURUYA KONU EDİLEBİLECEK TEMEL HAKLAR NELERDİR?

Bireysel başvuru, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu Protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlalinden dolayı mağdur olduğunu iddia eden kişiler tarafından yapılabilir.

GENEL DÜZENLEYİCİ İŞLEMLER ALEYHİNE BİREYSEL BAŞVURU YAPILABİLİR Mİ?

Yasama işlemleri (kanun, içtüzük vb.) ile idarenin düzenleyici işlemleri (tüzük, yönetmelik vb.) doğrudan bireysel başvuruya konu edilemez. Ancak bu durum, yasama işlemi ya da düzenleyici işlemin kişiye uygulanması ve bunun da bir hak ihlaline yol açması hâlinde söz konusu uygulama işlemi aleyhine bireysel başvuru yapılmasına engel oluşturmamaktadır.

BİREYSEL BAŞVURUNUN MADDİ ŞARTLARI NELERDİR?

Bireysel başvurunun en önemli ve öncelikle üzerinde durulması gereken maddi şartları şunlardır:

a.  Başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmesi.
b.  İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kanunlarda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının başvurucu tarafından tüketilmesi.
c.  Başvurunun anayasal açıdan önem taşıması.

BAŞVURUNUN ANAYASAL AÇIDAN ÖNEM TAŞIMASI NEYİ İFADE ETMEKTEDİR?

Bu ilkenin uygulanmasıyla birlikte Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemesi aşağıdaki durumlara özgülenecektir:

a.  Bir olayın ortaya çıkardığı mesele hakkında Anayasa Mahkemesinin henüz bir karar vermemiş olması.
b.  Her ne kadar daha önceden verilmiş bir karar olsa da değişen şartlar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin önceki içtihadını yeniden ele alma, gözden geçirme ihtiyacının ortaya çıkması, o mesele hakkında yeni bir içtihat oluşturma gerekliliğini hissetmesi.
c. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına rağmen diğer yargı mercilerinin sistematik bir şekilde bu içtihadı göz ardı etmesi.
ç.  Başvuruya sebep olan ihlalin ciddi boyutta olması veya başvurucuyu esaslı biçimde etkilemiş olması.  

HERKES BİREYSEL BAŞVURU YAPABİLİR Mİ?

… Kamu gücünün bir işlemi nedeniyle “Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin” ihlal edildiğini iddia eden “herkes” bireysel başvuru hakkına sahiptir.

BAŞVURU YAPILIRKEN YA DA BAŞVURUNUN İLERLEYEN AŞAMALARINDA AVUKAT TUTULMASI ZORUNLU MUDUR? MAHKEME ÖNÜNDE BAŞVURUCUYU KİMLER TEMSİL EDEBİLİR?

Bireysel başvuruda ilke olarak başvurunun bizzat başvurucu tarafından yapılması ve yürütülmesi esası benimsenmiştir. Başvuru yapılırken veya incelemenin ilerleyen aşamalarında avukat tutulması mümkün ise de bu konuda bir zorunluluk bulunmamaktadır. Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda, buna ilişkin vekâletnamenin başvuru ekinde sunulması şarttır.

BAŞVURUDA KİMLİK GİZLİ TUTULABİLİR Mİ?

Mahkemeye yapılan başvuru belgelerinde başvurucunun kimlik bilgilerini gizlemesi mümkün değildir. Bu şekilde yapılan başvurular, başvuru koşullarını karşılamadıkları gerekçesiyle kayda dahi alınmayacaktır.
Ancak, başvurucunun daha sonraki aşamalarda yalnızca kamuya açık olan belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep edebilme hakkı bulunmaktadır. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen başvurucunun bunu belirtmesi ve yargılamanın aleniyeti ilkesinin istisnası niteliği taşıyan bu talebinin gerekçesini başvuru formunda bildirmesi gerekmektedir. Bu talep başvuruyu karara bağlayacak olan Komisyonlar ya da Bölümlerce değerlendirilecektir. Kimliğin saklı tutulması talepleri ancak istisnai durumlarda ve gerekçesi haklı bulunursa kabul edilecektir.

BAŞVURU HARCA TÂBİ MİDİR? ÖDEME GÜCÜ OLMAYANLAR NE
YAPMALIDIR?

Bireysel başvuru harca tâbi olup Harçlar Kanunu’na bağlı tarifede belirtilen bireysel başvuru harcının ilgili yerlere yatırılması gerekmektedir. Başvurucunun söz konusu harcı ödeme gücünün bulunmaması hâlinde adlî yardım talebinde bulunması mümkündür. Genel hükümlere göre bu konuya ilişkin talepler başvuruların kabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından hükme bağlanır.

BİREYSEL BAŞVURU İÇİN BİR SÜRE SINIRLAMASI VAR MIDIR? BU SÜRELERİN BAŞLANGICI NEDİR? NE ZAMAN BAŞVURU YAPILABİLİR?

Bireysel başvurunun, kanunlarda zorunlu idari ve yargısal başvuru yolları öngörülmüşse, bu yolların tamamının “tüketildiği tarihten”, “başvuru yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten itibaren” 30 (otuz) gün içinde yapılması gerekir. Bu süreyi aşan başvurular başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddedilir.
Başvurucular başvuru sürelerine uymak zorundadırlar. Bununla beraber başvuru süresinin mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle kaçırılması hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren en geç 15 (onbeş) gün içinde başvuru formu ve eklerinin yanı sıra mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvuru yapılabilir.

 BAŞVURUCU, HANGİ SÜRELER İÇİNDE BAŞVURUSUNUN KARARA BAĞLANMASINI BEKLEMELİDİR?

Anayasa Mahkemesinde başvuruların incelenmesi herhangi bir süreye bağlanmamıştır.  Bu nedenle bir başvurunun ne kadar sürede sonuçlanacağının önceden bilinmesi mümkün değildir. Mahkeme önündeki yargılamanın süresi; başvurunun niteliği, tarafların gerekli bilgileri Mahkemeye sunmasındaki özeni ya da duruşmalı olması gibi pek çok etkene bağlı olarak değişecektir.

BİREYSEL BAŞVURU YAPILMASI, BAŞVURUYA KONU KAMU İŞLEMİNİN İNFAZINI YA DA İCRASINI DURDURUR MU?

Bireysel başvuru yapılmasının kesinleşen kamu işlemine yönelik doğrudan bir etkisinin bulunmaması nedeniyle, bu işlemin infaz ya da icrasının durdurulması söz konusu olmamaktadır. İlke olarak Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı ve bunun infazına kadar başvuru konusu işlem geçerliliğini sürdürür ve dolayısıyla da etkili olmaya devam eder.

ANAYASA MAHKEMESİNİN BİREYSEL BAŞVURUDA TEDBİR KARARI VEREBİLMESİNİN ŞARTLARI NELERDİR?

Anayasa Mahkemesi, tedbir kararı almayı çok istisnai durumlarda kabul etmektedir. Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir.

ANAYASA MAHKEMESİ ESASA İLİŞKİN HANGİ KARARLARI VEREBİLİR VE BU KARARLARIN ÖZELLİĞİ NEDİR?

Bölümler kabul edilebilirliğine karar verilen bir başvuru hakkında bir temel hakkın ihlal edildiği ya da edilmediği yönünde iki tür karar almaktadırlar. Kamu işleminde ihlal bulunmadığı kararı, işlemin Anayasa’ya uygunluğunun tespiti anlamına geldiğinden kişilerin hakları üzerinde bir değişiklik meydana getirmemektedir. Ancak bir temel hakkın ihlalinin tespiti kararı ise yeni bir durum ortaya çıkardığından Anayasa Mahkemesinin ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de hükmetmesi gerekir.

 BİREYSEL BAŞVURU HAKKININ KÖTÜYE KULLANIMI HÂLİNDE BİR YAPTIRIM UYGULANMAKTA MIDIR?

Başvurucunun hakkını açıkça kötüye kullanması yaptırımı gerektirir. Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve 
benzeri nitelikteki davranışları hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilmektedir. Bunun tespiti hâlinde başvuru reddedilir ve başvurucunun yargılama giderleri dışında, ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir. Bir disiplin para cezası olan bu ceza, verildiğinde kesin nitelikte olup itiraz imkânı bulunmamaktadır. 

BİREYSEL BAŞVURU YARGILAMA SÜRELERİNİ UZATMAKTA MIDIR, YARGI KARARLARININ KESİNLEŞMESİNDE GECİKMELERE NEDEN OLACAK MIDIR?

Bireysel başvuru, her şeyden önce olağan yargı yolunun dışında olduğundan, mahkeme kararlarının kesinleşmesine herhangi bir etkisi yoktur. Bu nedenle de bu yolun yargılama sürelerini uzatacağı savı geçerli değildir. Şöyle ki olağan yargı yollarının tüketilmesinin ardından yargı kararı infaz edilebilir bir nitelik kazanacak ve tüm taraflar açısından bağlayıcı hâle gelecektir. İlgililerin bu karar aleyhine bireysel başvuru yapmaları kararın infazını engellemeyeceğinden yargılama sürelerinin uzaması söz konusu değildir.
Bireysel başvurunun AİHM’e yapılacak başvuruları geciktirdiği iddiasına gelince, Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuruların sonuca bağlanmasının daha hızlı olacağı beklenmelidir. Dolayısıyla kişiler AİHM önündeki yargılama süresini de beklemeksizin daha kısa sürede hak ihlali iddialarının cevabını iç hukukumuzda bulma imkânına kavuşacaklardır. Anayasa Mahkemesince ihlalin tespiti ve sonuçlarının giderilmesine yönelik verilen kararın ardından başvurucular ayrıca AİHM’e gitmeye gerek görmeyeceklerdir.

 ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURULARI İNCELERKEN ANAYASA’YI MI YOKSA AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’Nİ Mİ ESAS ALACAKTIR?

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları incelerken kararını Anayasa hükümlerine göre verecektir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilk önce bireysel başvuru konusu hakların neler olduğunun belirlenmesinde kullanılması gereken bir kriterdir. Öte yandan bütün idari ve yargısal makamlarca Sözleşme’ye uyulması bir zorunluluk olduğundan Anayasa Mahkemesinin kararını alırken Anayasa hükümlerini mümkün olduğu ölçüde Sözleşmeye uygun şekilde yorumlayıp bir sonuca varması gerekmektedir.